H i n t   S p i r i t ü a l   K ü l t ü r   v e   Y o g a   W E B   S i t e s i
      
 
   Ana sayfa
      
    Yoga Kültürü
 
   Vedalar ve Neo-Vedanta
    
    Avatar Şri Ramakrişna
  
    Swami Vivekananda
 
     Karma Yoga
  
     Jnana Yoga
  
     Bhakti Yoga
   
     Raja Yoga
   
     Pratik Vedanta
    
     Diğer Eserleri
          
    Kütüphane
  
    Resim Galerisi
  
   
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   
 
   
  
  
 
 
       
      
 
      YOGA KÜLTÜRÜ          
           
VEDANTA
VE
YOGA  KÜLTÜRÜ
 

                                                          “BEN – ATMAN’IM,  O GUDAKEŞA*

                                                            HER BİR  CANLININ YÜREĞİNDE BEN VARIM;

                                                            BEN – TÜM CANLILARIN BAŞLANGICIYIM,

                                                            ORTASIYIM VE SONU’YUM.”

                                                                                                                    Bhagavadgita 10,20

 

GİRİŞ

   Bhagavadgita  (Bhagavad Gita - Tanrının Şarkısı: bundan sonra – Gita) - 5000 yıl önce Avatar (Vişnu Tanrının İnkarnesi) - Şri Bhagvan Krişna tarafından öğrencisi Ardjuna’ya verilen bu Yüce ve muazzam Öğreti şimdi de dünyanın her tarafında bulunan gerçek Yogi’lerin ve Guru’ların en değerli kitabıdır. Gita’nın 700 şiirinin içinde toplanan tüm yüce Bilgeliğinin konsantrasyonu ve en önemli şiiri – bu Atman’dan söz eden 10. bölümün 20. şiiridir.

   “Gita’yı bilen – Vedanta’nın özünü biliyor”, diyordu Gita’nın ilk yorumcusu, büyük Hint Filozofu - Şri Şankara Açariya. Zaten Yüce Veda’ların ve Vedanta’nın en Büyük Gizemi – Atmandır. Vedanta’nın en önemli eserlerinden biri olan Gita aynı zamanda en değerli ve önemli o Atmana götüren Yolu gösteren Yoga Öğretisidir! Eski geleneksele göre Bhagavadgita’nın başka bir adı – “YOGAŞASTRA’dır.” Yoga Öğretilerinin Kaynağı olan Vedalar ve Vedanta Atman’dan daha çok teorik olarak söz ederken, Gita ise Neoplatoniklerin “praksisi” gibi tamamen pratik açıdan söz ediyor. Yani, Gita bu dünyanın acılarından ve ıstıraplarından kurtaran ve Atman’a-Tanrıya götüren Yol’un pratik Öğretisidir. Aynı zamanda Gita en yüksek Yoga Kültürünü içeren Yüce Kaynaklardan biridir.

   Peki, Atman nedir? Vedanta’nın cevabı şu: Atman – Sat, Çit, Ananda Svarup’tur. Yani –

Sat – Sonsuz – Mutlak - Tanrısal Varlılık,

Çit – Sonsuz – Mutlak – Tanrısal Bilinç,

Ananda – Sonsuz – Mutlak – Tanrısal – Sevinç veya Mutluluk.

Üçü Tektir – Atmandır.

Atman – Yüce Tanrı’nın Özüdür, Yüreğidir, Yüce “Ben’idir”. Sat, Çit, Ananda, yani – Varlılık-Bilinç-Mutluluk - Tek olan Tanrı’nın üç ayrılmaz tarafıdır. Ve Gita’da Tanrı’nın Kendisi  dediği gibi - “HER BİR  CANLININ YÜREĞİNDE BEN VARIM.”, O – ATMAN - GERÇEKTEN HER BİR  CANLININ YÜREĞİNDE ONUN EN YÜCE SONSUZ, TANRISAL, ÖLÜMSÜZ VE GERÇEK “BENİ” OLARAK VARDIR! İşte insanın içinde var olan en Yüce ve GERÇEK KÜLTÜR KAYNAĞI ATMAN'DIR - Yüce "BEN NE İSEM O’YUM" - yani Yüce Tanrı’nın Kendisi! Tabi ki bu durumda Yoga Kültürünün en Yüce  Başlangıcı  ve Kaynağı da Atman'dır.

   Eski Hint veya Yunan bilgeleri ve filozofları “İnsan, kendini öğren!” dedikleri zaman, insanın Yüreğinde var olan işte bu Atman’dan söz ediyorlardı. Ama aslında bu çağrı – Vedanta’nın Çağrısıdır. Yani, Vedalar ve Vedanta diyor ki: “Ey insan, sen bu kişi değilsin. Senin Ruhunun Merkezi olan Yüreğinde canlı Tanrı var! Yüreğine konsantre ol, bul o Atman’ı, öğren O’nu ve O’nunla birleş!” Aynı zamanda Vedanta birleşme Yollarını da gösteriyor. İşte bu Yolların adı YOGA’dır.

  YOGA ÖĞRETİLERİ

Yoga - Nedir? En kısa cevap şu: Yoga - Yüce Yaratan'la - Atman'la - oluşan ve yaşanan canlı Bağ’dır! Gita'ya göre Yoga - bir Dengedir ve aynı zamanda - Hareket Sanatıdır. Yani Yoga Dengeyi sağlayan ve koruyan ve böylece Yaratanla canlı bağı oluşturan Hareketler Sanatıdır. Bu Atman’a yani Tanrıya götüren Hareket Sanatının sırlarını anlatan ve Gita’nın içinde de var olan Yoga Öğretisinin adı - KARMA YOGA'dır. Neovedanta’da yer alan en güzel Karma Yoga kitaplarından biri Swami Vivekananda’nın Karma Yoga kitabıdır.

Yoga kelimesinin diğer anlamı - insanı ruhsallaştıran, Tanrıya götüren ve O'nunla Birleştiren bir Ruh veya Işık Yoludur. İnsanı Yüce Tanrıya götüren  geniş caddeler gibi dört Klasik Yoga Yolu var:
 
       1. Tanrısal Kozmik Ahlak üzerinde kurulan Hareket Yolu - KARMA YOGA.
       2. Gerçeği (Gerçek İnsanı, Gerçek Dünyayı, Evreni ve Gerçek Tanrıyı) gösteren Yol - JNANA YOGA.
       3. Tanrısal Sevgi ve Tanrıya Hizmet Yolu - BHAKTİ YOGA.
       4. İnsanın içinde saklanan Tanrısal Güçleri ortaya çıkaran ve insanı tamamen Tanrısallaştıran Kral Yolu -
           RAJA YOGA.
    
       Bu dört Klasik Yoga Yolunun dışında tabi ki daha çok çeşitli Yoga Öğretileri var. Yoga türlerinin hepsi Vedanta’nın pratik öğretileridir. Yoga Öğretilerinin teorilerle, teorik araştırmalarla veya tartışmalarla hiçbir ilgisi yok. Yoga - insanın Yüreğinin derinliklerinde saklanan Canlı Tanrıyı – Atman’ı - ortaya çıkaran pratik uygulamalardır ve aynı zamanda en Yüce Tanrısal Hedefe Götüren bir Hayat Tarzıdır.
 
RİŞİ PATANDJALİ’nin "YOGA SUTRALARI" kitabında verdiği Yüce Öğreti Raja Yoga'ya benzediği için bazı araştırmacılar Raja Yoga Patandjalinin Öğretisinden kaynaklanıyor diye düşünüyorlar. İkisi de 8 basamaklı (aynı basamaklardan oluşan) bir Yol'dur. Ama aynı şey değil. Ayrıca Patandjali kendi eserinde çeşitli yoga Yollarından söz ediyor. Tabi ki Patandjali'den sonra Raja Yoganın gelişmesinde büyük otorite kazanan "Yoga Sutraları"nın rolü büyüktü. Ama o Raja Yoga'nın Kaynağı değildi. Çünkü Patandjali kendi Öğretisini Hocası Nandi'den almıştı.  Nandi veya Nandi Devar - Tanrı Şiva'dır - Supramental İşvara'dır - Varlığın en Yüksek Tanrısı ve Üstadı'dır. Kısaca, Raja Yoga'nın ve çok sayıda başka Yoga Öğretilerinin en Yüce Kaynağı - tüm Yoga Hocalarının En Büyük Hocası olan Şiva’nın ta Kendisidir! 
 
Ne yazık ki son zamanlarda Yoga Kavramı ve Vedanta’ya dayanan Yoga Kültürü çok çeşitli düşürücü  ve bozucu deformasyonlar altında kalmıştır. Dünyanın çoğu yerinde beden pozisyonlarından (Asanalar) ve nefes egzersizlerinden (Pranayama) oluşan Hat-tha Yoga adını taşıyan bir metoda gerçeği bilmeyen çoğu insanlar Yoga diyorlar. Ama bu Asanalar ve Pranayamalar 8 basamaklı Raja Yoga'nın sadece 3. ve 4. basamaklarıdır ve onların hiç bir ruhsal anlamı yoktur. Bunlar Raja Yoga’nın içindeki Yogaya hazırlık olan ilk 5 basamaktan sadece ikisidir. Raja Yoga içinde tam anlamı ile son 3 basamağa Yoga denir: 6. - Dharana (Konsantrasyon) + 7. - Dhiana (Meditasyon) +  8. Samadhi (Trans) = Samyama (birbirinin devamı olan üçlü, ama tek bir ruhsal eylem).  Raja Yoga öğrencisi olmak için çok özel ve özgür Karmanız olması gerek ve ancak şehirlerden ve toplumdan uzak olan Himalaya dağlarında, Tanrı ile birleşen Yüce Rişi gibi Hocaların yanında yıllarca kalıp çalışan öğrenci  Raja Yogayı öğrenebilir. Ama iki önemli şartla: 1, önceki hayatlarında da Raja Yolunda çok ilerlemiş olması ve 2, adı Yama ve Niyama olan ilk iki Ahlak Basamağında kendi Ego'sunu tamamen aşması gerek. Sadece bundan sonra adı Asana olan ve aşağıdaki 4 bedene ait olan pozisyonları doğru yapmayı başarabilir (Örneğin, sadece fizik bedenin değil astral, mental ve supramental bedenin  hepsini birden Padmasana - Lotus pozisyonunda oturtmalı). Ama Ahlak Transformasyonundan geçmeyen bunu asla yapamaz. Sonra ise Pranayama - doğru Nefes egzersizlerinin sırası geliyor. Bu ise hava ile nefes almak veya etrafındaki (özellikle şehir içinde) kirli ve tehlikeli enerjileri içine çekmek değildir. Bu - Pranayama - insanlığın 12.000 yıl önce unutmuş olduğu Gerçek Tanrısal Nefestir!
      
Ama bunların hiçbiri kendi kendine Yoga değildir. Çünkü Yoga - şahsiyetleri veya kişinin yeteneklerini, güçlerini geliştiren yol değil. Hiçbir kişi bu dünyada Yoga Yolunda, Ruh Yolunda gitmedi ve gidemez. YOGA tamamen RUH YOLUDUR VE BU YOLDA SADECE VE SADECE İNSANIN RUHU GİDEBİLİR! Şahsiyet ise bu Yolda gitmeye çalışan insanın önünde olan en büyük engeldir. Bu nedenle ona "Ejderha" veya "Kapı Bekçisi" derler. Çoğu Ruhsal Kültüre ulaşmamış insanlar ve toplumlar Yoga'ya stres giderici, günlük hayatın acılarını rahatlatıcı ve bedenle, akılla veya şahsiyetle yapılabilecek bir araç diye bakıyorlar. Ama Yoga'nın bunlarla hiç bir alakası yok. Kendi şahsiyetini, kişiliğini aşmayan Yoga Yoluna çıkamaz, ruh planlarından geçen bu Yolu o göremez bile. Ama Yoga'ya kendi kişiliğinin hizmetçisi diye  bakanlar (öğretenler de, öğrenmeye çalışanlar da) bu Yüce  Temel Kozmik Öğretiyi dejenere ediyorlar. Ama Tanrıya götüren bu Tanrısal ruhsallık hiçbir zaman onların eline geçmeyecektir. O’nun - yani Gerçek Yoga'nın - onurunu Tanrı Kendisi koruyor, çünkü Yoga insanlara onları kurtarmak için uzatılmış Tanrının Kendi Elidir!
Yoga - insanın ölümsüz Tanrısal Ruhunun Yoludur, geçici ve ölümlü bedenin veya cahil aklın, şahsiyetin yolu değildir! Bunu bilmek - sahte öğretilerden ve hocalardan korunmak için faydalıdır.
 
         Çok çeşitli Yoga türlerinden XX. yüzyılında ortaya çıkan en önemli Yoga Öğretileri şudur:
       
       - PURNA YOGA veya INTEGRAL YOGA (Aurobindo Ghosh)
       - MAHA YOGA veya ATMA VİÇARA YOGA - "BEN KİMİM?" ARAŞTIRMA YOLU (Avatar Ramana
         Maharşi)
       - KRIYA YOGA (Babaji - Lahiri Mahasaya - Şri Yukteshvar Giri - Paramahansa Yogananda)
       - AGNİ YOGA veya CANLI AHLAK - İNSANLIĞA VERİLEN SON YÜCE ÖĞRETİ (Maitreya - Helena
         Roerich)  
 
       Burada dikkate alınması gereken çok önemli bir konu var. Her bir Yoga türü kendi zamanı için verilir ve kendi zamanında en etkin ve en önemli o olur. Uygulanan Yoga’nın mutlaka kendi zamanına uyumlu olması şart. Aksi takdirde ondan fayda yok. Bizim çok farklı ve özel olan zamanımızda  çoğu eski ve "yeni" Yoga türleri önemini kaybetmiştir. Şimdi bütün Dünya ve insanlık inanılmaz bir hızla değişiyor. 2000 yıllık Balık Çağı bitti ve yeni 2000 yıllık Kova Çağı başladı. Gita'da anlatıldığı gibi, 5000 yıl önce Kurukşetra alanındaki savaşla başlayan Kali Yuga'nın (Demir veya Karanlık Çağın) sonunda bu gezegen her çeşit karanlıktan ve kötülükten Kozmik Agni Ateşi ile arınıyor. Bu dönem, insanlığın 5. Irk'tan 6. Irk’a geçme dönemidir.   İşte bu nedenle uygulanan Yoga türlerinin zamanımıza uyması çok önemlidir. Bu nedenle uygulanan Yoga Öğretileri insanların Transformasyonu'nu ve Transmutasyonu'nu (bedenini, bilincini ve ruhunu değişimini) sağlamak zorunda. Aksi halde o Yoga'dan fayda yok.
 
           Şimdiki bu dönemin şartlarına uyan ve bu dönem için önemli olan Yoga Öğretileri şunlardır:
 
       1. KARMA YOGA - Genç, yaşlı, hasta... herkesin her yerde ve her zaman uygulayabileceği Yoga'dır. Bu Yoga doğru hareketin, eylemin, işin ve insan kaderinin  sırlarını açıklıyor. İnsanları hatalardan kurtarıyor ve kendi kaderini kendi eline veriyor. Ayrıca insana Karma Yoga Kozmik Temel Ahlakı da öğretiyor.
 
       2. AGNİ YOGA - (CANLI AHLAK) - tüm insanlık için verilen Yeni Yüce Öğreti. Bu Evrensel Öğreti de daha önceden Dünya'ya verilen Kutsal Öğretiler gibi aynı Yüce Kaynaktan verilmiştir ve eski Öğretilerin devamıdır. Agni Yoga insanlığın bu dönemde yaşanan Transformasyonunu yani Büyük Değişimini gerçekleştirmek için ve insanları 6. Irka geçmeye hazırlamak için verilmiştir. En yeni, en önemli ve en Yüksek Yoga Kültürüne sahip olan Yoga Öğretisi budur.
 
       3. GÜZELLİK  YOGASI - "Güzellik!" diyen kurtulacaktır, diyor Agni Yoga. "Dünyayı Güzellik Kurtaracaktır!"- demiş Rus yazarı F.Dostoyevsky. "Güzelliğin idrak edilmesi dünyayı kurtaracaktır." diyordu büyük ressam ve filozof Nikholas Roerich. Agni Yoga'nın Estetik versiyonu olan Güzellik Yogası - en kolay,  rahat Sevgi ve Sevinç dolu Ruh Yolu'dur. Güzelliğin içinde saklanan Tanrısal Güçler ve Kozmik İntizam insanı Tanrısal Mükemmelliğe götürüyor.
 
       4. KRİYA YOGA - Maha Avatar Babaji’nin dünyaya verdiği, Mükemmelliğe, Gerçeğe götüren ve Tanrı ile birleşmeyi sağlayan İdrak Edilen Hareketin Yoga Sanatıdır.
      
 
         
R İ Ş İ L E R

RİŞİLER  kim? Bu soruya cevap  arayışı bizi Dünya yüzünde yaşayan en Yüce İnsanlara götürüyor: onlar kendileri en Yüksek Ruhsal Hedeflere ulaştıkları için Ruhsallık, Bilgelik, Sevgi, Güzellik, Yoga, Yücelik,  Yaratıcılık, Kahramanlık gibi konularda en Yüksek Bilgi Kaynakları sayılabilirler. Ama en önemlisi - RİŞİLER gerçek YOGA KÜLTÜRÜNÜN TAŞIYICILARIDIR.

KÜLTÜR Kavramı iki kelimeden oluşmaktadır: 1. - Kült - eski druidlerin dilinde Tapmak, Sevmek ve o sevdiğin şeye Hizmet etmek demektir; 2. - Ur - uzakdoğu dillerinde Işık, Ruhsal, Tanrısal Işık demektir. Böylece Kültür - İnsanın Yüreğindeki Ruhsal, Tanrısal Işığı Görmek, onu desteklemek, Sevmek ve ona Hizmet etmektir. İşte bu insana ve insanın Yüreğinde olan Canlı ve Gerçek Tanrıya en iyi hizmettir!

KÜLTÜR KAVRAMININ GERÇEK ANLAMI - İNSANIN YÜREĞİNDE VAR OLAN YÜCE TANRISAL IŞIGI SEVMEK VE ONU BÜYÜTMEK İÇİN ONA HİZMET ETMEK, İNSANI YÜREĞİNDE OLAN O TANRISAL IŞIĞI SONSUZA KADAR ÇOĞALTMAYA ÇALIŞMAK VE BÖYLECE İNSANI RUHSALLAŞTIRMAK VE TANRISALLAŞTIRMAKTIR! BU YÜCE VE GERÇEK GÖREV HEM YOGA HEM DE KÜLTÜR İÇİN AYNI GÖREVDİR. GERÇEK YOGA TAM ANLAMI İLE - KÜLTÜR HİZMETİDİR.

Rişilere gelince, burada söylenmesi gereken – Doğu’nun Rişilerinin Ezoterik anlamda Batı’nın Adeptlerine benzer olması ve Rişilerin sadece Doğuya değil, tüm Dünya’ya ve tüm İnsanlığa ait olmalarıdır. Gerçek Adept – Yükseliş Yolunda Kutsal Ateşle tüm Yüksek İnisiyelerden geçen ve kendinin bedenin fonksiyonlarını, doğanın ruhsal ve fiziksel güçlerini, hatta Maddeyi bile kontrol altına alan Yüce Üstattır.  Ayrıca Rişi kavramı Doğu’da bilinen Arhat (sanskrit) kavramına da çok yakındır. Arhat (başkaca – Arhan, Rahat vb.) – Nirvana’ya ulaşan, “Tanrısal Saygıyı ve Hürmeti kazanan”, Üstün Onura sahip olan  Rahip, Üstad veya Hoca’dır. Ama dış sıfatında her ne olursa olsun, içinde o bir Büyük Yogi'dir.

Bunların hepsini birleştiren son derecede önemli birkaç madde vardır.

1.            Bunların hepsi Dünya  hayatında imkanı olan en Yüksek Hedeflerini seçmişler, en iyi, en Yüce Yola çıkmışlar ve bu Hedeflerine - yani Yüce Tanrıya ulaşan Yüce Yogi'lerdir.

2.            Bunların hepsi Yüce Beyaz Kardeşliğin İnisiyeleridir.

3.            Bunların hepsi Yüce Ruh Kahramanlarıdır ve Yüce İrade ve Kudret, Bilgelik ve Gerçek Bilgi, Sevgi ve Kardeşlik,  Kültür ve Yüce Güzellik Taşıyanlardır.

4.            Bunların hepsi bu Dünyanın Gerçek, Işık, Ruhsallık, Yücelik ve  Kahramanlık, Genel Kültür ve Yoga  Kültürü  Kaynaklarıdır.

Rişiler,  insanlığa, Dünya’nın en eski, ölümsüz kitapları olan “Vedaları”, “Brahman’ları”,  “Aranyaka’ları”, “Upanişad’ları”, “Purana’ları” ve sayısız çok başka en Yüksek bilgi taşıyan eserleri Verenlerdir. Eski  zamanlardan bugüne kadar gelen altı Temel, geleneksel Hint Felsefe Okulu ve türü - Nyaya, Vaishershika, Sankhya Kapila, Sankhya, Yoga Patanjali, Purva Mimamsa ve Uttara Mimamsa veya Vedanta. (Vedanta’nın kendisi daha da üç alt okula bölünüyor: Dvaita, Vishishta-dvaitata ve Teklik Felsefesi olan Advaita-Vedanta) -  bunların da tümünün Kaynağı – Kutsal Bilgeler Rişilerdir. Halkın Başında olan bu Yüce İnisiyeler çok yüzyıllar içinde Ruhsal  Ezoterik Bilgileri bozulmasından ve kötüye kullanılmasından korumak amacı ile gizli tutuyorlardı ve sadece temiz ahlaka sahip olan, Ruhunu ve akılını Yüksek seviyede geliştiren inisiyelere, kendi  Öğretilerini veriyorlardı. Amaçları hep aynı idi – Evrenin Hayatının Amacını ve Manasını öğrenmek ve hazır olan öğrencilerine en Yüksek Hayat Hedefini göstermek ve o Yüce Hedefe götüren Yolda   onların yükselmelerini sağlamak. Bu Görev, insanlığın Kozmik Evrim Yolunda gelişmesini sağlayan, Rişilerin Dünya’daki Temel Kozmik Görevidir.

 Onlar, geleneksel Ezoterik bakışa göre En Yüksek Realite veya Yüce Tanrı, Tanrılar ve insanlar arasında bir bağlayıcı Araç olarak çalışıyorlardı. Tanrılardan ve Evrenin En Yüksek sferlerinden gelen Bilgelik, Güç, Rahmet - her şey, her zaman Onların aracılığı ile, Eli ile insanlara Verilirdi.

“VİŞNU PURANA”  (III. Kitap, 1. bolüm) Yedi Yüce Rişi hakkında şunu söylüyor: “Bu yedi (Kişi) birkaç Manvantara süresinde yaratılmış varlıkları korumuşlardı. Tanrılar, Manu, yedi Rişi, Manu’nun ve Tanrıların Yöneticisi olan İndra’nın oğulları – hepsi, her şeye girebilen Vişnu Tanrı’nın kudretini göstermektedir. ”Beş bin yıl önce Şri Bhagvan Krişna olarak Dünyaya gelen Tanrı Vişnu, Kendi Öğretisinde Ardjunaya – “BHAGAVADGİTA’da” şunu söylüyor: “Benim Doğamı taşıyan Yedi Yüce Bilge Rişi ve önceki dört Manu Benim Doğamdan ve Aklımdan doğmuşlardı; Onlardan ise – Dünya, tüm canlılar ve insan ırkları doğmuştu”.  Burada bahsedilen yedi Rişi - “yedi Yüce Dhian-Kogan’dir”, ayrıca, “yedi Rişi, “Büyük Ayı” Yıldız takımının yedi Yıldızını temsil eden Yöneticilerdir (Regent’ler) ve bu yüzden onlar Yedi Gezegenin Büyük Ruhları ile aynı doğaya sahiptirler. Rişilerin hepsi çeşitli Kalpalarda (büyük zaman dönemlerinde) ve insan Irklarında Dünyada insan olarak doğmuşlardı”, diyor bu konularda otorite olan H.P. Blavatsky. Bu yazar başka yerde (“Secret Doctrin”) böyle devam ediyor:  “Bizim Irklarımız... Tanrısal Irklardan oluşmuştu.” Hindistan’ın Rişileri veya Pitrileri; Çin’in Çin-Nan ve Çjan-Gi - onların “Tanrısal İnsanı”; Akdilerin Dingirli Yarı-Tanrıları ve Yaratıcı Tanrı olan Mul-Lil ve “Gölgeler Kraliyetinin Tanrıları”; Mısırın Osiris, İsida ve Toth Tanrısı; Yahudilerin Elohimleri; Peru’luların Manko-Kapağı ve ondan olan kuşaklar – Destanlar, Efsaneler ve Felsefe Metinleri her yerde aynı şeyi söylüyor. Her bir milletin kendisine ait olan Yüce yedi ve (veya) on Rişisi vardır (adları farklı olabilir). Ama tüm onlar İlk Başlangıçta olan Ezoterik Dhian Koganlar’dan Hanedan’larını (Soylarını) başlatmışlardı. “Manu’dan, Toth-Hermes’ten, Oann-Dagon’dan ve İdris-Yenoh’tan, Platon’un Panodora’sına kadar onların tümü bize yedi Tanrısal Hanedandan  bahsediyorlar. Bu Kaynaklar, gökteki yaşam yerlerinden aşağıya inerek ve Dünya’da  Kraliyetlerini sürdürerek insanlara Astronomi, Mimarlık ve bize kadar gelen tüm diğer ilimleri öğreten yedi ikili İlk Tanrılardan  söz ediyorlar.

E.P. Blavatsky’ye göre, Mükemmel Tanrısal Hanedanlardan sonra İnsanlığı Yöneten Yarı-Tanrılar (Rişiler), Yüce Kahramanlar ve en sonunda İnsan Yöneticileri olduğunu sadece Tarihin “Babası” Herodot söylemiyor. Diodorus, Eratosfen, Platon, Manefo vb. klasik yazarlar da bu Hiyerarşiyi değiştirmeden aynı şeyi tekrarlıyorlar.  Tanrısal Hanedanlardan bol bol bahseden ve onların büyük Atlantis Kıtasında yaşadığını söyleyen ilk  Klasik Bilge yazarlarından olan zaten Platon’du.

Ünlü Amerikan araştırmacısı M.P. Huull “ADEPTLER” adlı kitabında şöyle diyor: “Kendi kendini idrak eden Bilince sahip olan ilk  Hayat biçimlerinden bu yana Dünya’da her zaman Adeptler Hiyerarşisi mevcuttu.  Bunlar Kral-Adeptin “elleri ve ayakları” olarak hizmet eden İnisiye olan Rahip-Filozoflardı. Hiyerarşi strüktürü (iç yapısı) Kozmosun iç yapısının benzeridir. Bu Büyük Okul İnsanlığın içinde kendi İnisiyeleri ile sanki bir vücudun içindeki kan damar sistemi gibi Toplumu besliyor. Adept-Öğretmenlerin (Hocaların) esas Amacı – insanlığa en gizemli bilgileri vermek ve İnisiye etmek. Fizik bedenli insan, Misterileri öğrenerek ve bedensel engellerden arınarak kendisinin Tanrısal Doğasıyla birleşmek için Yücelme imkanını buluyor. Bu düşünce  Pisagorus’un “Altın Şiirler’inin” son satırlarında kırmızı kalemle çizilmiştir. Adept olma imkanı, tüm insan varlıklarının doğumlarından gelen ilk ayrılmaz hakkıdır.”, diyor Prof. M.P.Huull (”Doğunun Adeptleri”).

Rişilerden bahsederken bir çok önemli şeyi de söylemek gerekiyor: Rişiler en az üç sıfata sahiptirler. Bu sıfatlar, aynı Yüce Ruhun farklı boyutlarda yaşayan şekilleridir: – biri Dünya yüzünde yaşayan Yüce Peygamber, Filozof, Şair, Bilge, Brahman gibi Hoca veya bir Yönetici Radja, Kral vb. olabilir; ikincisi onun Bireysel Özü olan ve Evrenin daha da ince ve yüksek boyutunda yaşayan Yükselmiş Üstad, Rişi-Mahatma olabilir; üçüncüsü – onun kendisinin daha da Üstün sıfatı olan varlıkların Yaratıcısı ve Hükümdarı Tanrı Pradjapati, Dhiani Budda, Manu, Gezegen veya Yıldız Ruhu (Yöneticisi)  gibi biçimleri olabilir. Yani, Rişinin “iç Yapısı’nı” incelesek ortaya bir Hiyerarşi çıkıyor. Aslında üçten daha fazla - Evrenin Yedi Katına uyan Yedi Biçimi (veya Bedeni diyebiliriz). Ezoterik açıdan bakarsak Prof. M.P. Huull’un dediği gibi: “İnsan (bile) kendi doğasında Hiyerarşi’nin biçimlenmesidir”. İlginç olan şey – Rişide bile onun Kendisinin farklı biçimleri, birbirinin halini, nerede olduğunu veya ne iş yaptığını bilmeyebilir, insanların çoğu ise zaten kendilerinin içindeki Yüce Ruhu bilmiyorlar. Sonuçta Yedi Rişi – Yedi Hiyerarşi oluşturuyor. Oniki Rişi – Oniki Hiyerarşi. Evrende ne kadar Rişi varsa, o kadar da Hiyerarşi var demektir.

DÜNYA'NIN EVRENSEL KÜLTÜR MERKEZİ

Mahabharata’nın, adı NARAYANİYA olan Felsefe Metininde Yüce, Ünlü ve daima Tanrılar ve insanlar arasında gezen Deva-Rişi Narada Yüce Vişnu Tanrı’nın inkarnesi olan ve   Büyük Rişi sıfatında Dünyaya gelen (ikili) Nara-Narayanaya soruyor: Ben Kahramanca davranarak çok çeşitli Yüce ve Güzel şeyler yaptım – tüm Vedaları öğrendim, hiçbir zaman yalan söylemedim, daima dengeli oldum, tüm Yüreğimle Yenilmeyene sadık oldum ve böylece kendimi tamamen arındırdım. Peki, neden hala Sonsuz Yüce Tanrıyı göremiyorum, diye soruyor Narada. Narayana ise onu Meru Dağının arkasında, Kuzey-Batıda Süt gibi beyaz denizin ortasında olan BEYAZ ADAYA (adı “ŞVETADVİPA” olan adaya) gönderiyor. Hemen oraya giden Narada orada çok farklı,  parlayan, olağanüstü “Beyaz İnsanları” (Ataları) görüyor. Bunlar – sonsuz Sevgi ile Yüce Tanrıya daima hizmet eden, her anlamda  Mükemmel  Yüce “Beyaz İnsanlar”,  en Yüce Bilgeliğe ve Tanrısal Özgürlüğe  ulaşan Rişi-Mahatma’lardır. Onların Auraları, Yüreklerinin içinden dışarıya parlayan Tanrısal Beyaz Ateşten ve Işıktan  oluşan beyaz renkli olduğu için onlara, -"Beyaz İnsanlar" demişler.  Büyük heyecanla ve sevinçle Narada o Beyaz İnsanlara katılıyor ve Tanrıların Hükümdarı, En Yüce Puruşa (Ruh) olan Narayana-Vişnu’ya sonsuz sevgi ile şöhretler söylüyor, konsantre oluyor ve sonunda Kahramanlık Gücü ile Yüce Tanrıyı Anirudhi şeklinde (yani Sonsuz Mutlak olan Vişnu Tanrıyı dördüncü “özgür”, Yüce sıfatında)  görmeyi başarıyor.

Sonra Narada Beyaz Ada’dan Badari tapınağına dönüyor ve orada tekrar Dharmanın oğulları olan Mükemmel iki Rişi Nara ve Narayanayı  fizik bedenlerinde, (ama Şvetadvipa’da gördüğü, insandan daha da farklı bir biçimde) çok sevinerek, görüyor ve Onların sorularına cevap verirken şunu anlatıyor.

Narada, Sınırötesi SONSUZ ATMAN’ı, bizim ve her şeyin İlkkaynağı olan Yüce Kutsal Puruşayı (Ruhu) Beyaz Ada’da Evren Şeklinde görüyor. Tüm Dünyalar (Evrenler), Tanrılar, Yüce Rişiler hepsi bir Bütün olarak Onun İçinde bulunuyorlar. Beyaz Ada’da yaşayan uyanık  aydınlanmış Beyaz İnsanlar O – Yüce Tanrıya tapıyorlar. O ise Atalar’la (Beyaz İnsanlarla) birlikte Seviniyor.

En önemlisi: Temel - O Yüce Tanrı yani Sonsuz Atman’dır. O – Yüce Hedeftir. O Bilgi ve Bilgelik Hazinesidir. Daima çok zor yapılan Kahramanlık çabasında (Tapas) olan O Yüce Tanrının Parlaklığı Şvetadvipa’nın parlaklığından daha da üstündür. O - tüm Evreni aydınlatan Yüce Işıktır. O’nu severek O’na hizmet edene, O Kendisi O’na – yani Tanrıya ulaşmaya yardım ediyor.  “Üç Alemde bu uyanmış Mahatma’lardan (yani - Beyaz Ada’daki “Beyaz İnsanlardan”) Bana daha da yakın kimse yok. Bunlar gibi sadece Bir şeye (yani, O’nun Kendisine – Yüce Tanrıya) düşüncelerini konsantre eden insanlar için Ben Yolum”, - diyor Narada’ya  Tanrı Bhagvan’ın Kendisi. Bu tür Eski Hint Metinleriyle yakından tanışmayan okuyucu için söylemek gerekiyor ki, - Hari, Bhagvan, Sınırötesi Atman, Narayana, Krişna gibi isimler – hepsi aynı Sonsuz Mutlak olan, En Yüce Tanrı Vişvu’nun çeşitli sıfatlarını ve taraflarını anlatan isimlerdir. Hint Tanrılar Panteonunda bilindiği gibi üç en Yüce Tanrı vardır: Brahmo (Yaratan), Vişnu (Koruyan, Muhafaza eden) ve Şiva (Yok edici). Brahmo Evreni Yaratıyor, Şiva ise yok ediyor. Aslında Brahmo ve Şiva ikisi de Vişnu’nun çeşitli (Yaratıcı ve Yok edici) sıfatları. Ezoterik sembolizme göre: Brahmo – verilen Nefes, Şiva geri (içine) çekilen Nefes. Vişnu ise Nefes Alan Tek Yüce Tanrıdır.

 VEDANTA VE YOGA KÜLTÜRÜ ile ilgili biz burada iki çok önemli kavramla karşı karşıyayız:

biri “Şvetadvipa” – “Beyaz Ada”, ikincisi ise – “Beyaz İnsanlar”.

Peki, nedir bunlar? Mitoloji mi, Efsane mi? Yoksa bilinmeyen bir Gerçek mi?

“Karma Purana’lara” göre çok eski zamanlarda Kuzey Denizinde (yani Hindistan’dan bakıldığında Himalaya dağlarının arkasında yani Tibet ve Moğolistan arasında olduğu için bu Merkez Asya Denizine Hintliler Kuzey Denizi demişler) adı Şvetadvipa (veya “Beyaz Ada”) olan bir Ada varmış. O Ada’da Yüce Rişiler, Bilge-Filozoflar yaşıyormuş. Tibet’in Gobi çölünün eski zamanlarda bir deniz olduğu bilim tarafından çoktan ispatlanmıştı. O denizin ortasında olan Beyaz Ada ise şimdi yüksek dağlara dönüşmüş. Purana’lar bu parlak Adaya “Şambala Adası” diyorlar. Tibet metinlerinde bu gizemli yere “Şambhala”, bazen “Şamballah” veya “Dejung” deniliyor. Hindistan’da Benares’in kuzeyinde Şamballa adını taşıyan bir şehir vardır. Himalaya Dağlarının arkasında Yüce Bilge Rişiler yaşayan yere ise “Kuzey Şambala” (Şhambhala du Nord, Chang Shambhala, Şang veya Çang Şambala) adı verilmiştir (Andrev Thomas. SHAMBHALA, OASIS DE LUMIERE. Paris, 1976. s.24.)

ŞAMBALA sözünün kökü olan “Şam” Sanskritçe - sükunet, rahatlık, dinginlik, huzur anlamına geliyor. Hindistan’da ŞAMBALA kelimesinin yerine bazen “KALAPA” veya “KATAPA” kelimesi kullanılıyor. Tüm Asya milletleri Şambala’nın Yüce bir Gerçek olduğuna inanıyorlar. Moğolistan, Tibet, Çin, Orta Asya milletleri kendilerinin efsanevi Kahramanları olan Gesser Han’ın da Şambalaya ait olduğunu söylüyorlar. “Kanjur” ve “Tanjur”, “Beyaz Vedurya”, “Mavi Annalar” (Debter-Snon Po), “Şambala Yolu” (Lam Yig), “Şambala Sferi” (Şambala   Sin Bkod Pa) gibi çok çeşitli Tibet metinleri de bu gizemli yeri çok net bir şekilde ispat ediyorlar. Eski Rusya efsaneleri Şambala’ya “Belovodye” yani “Beyaz Sular Ülkesi” diyor. Yüzyıllar boyunca Avrupa’daki “Kutsal Graal” hakkındaki efsaneler Şambala ile ilgilidir ve Şambala’nın Yöneticisi’ne de Presvitor İoann  adı verilmiştir.

PİSAGORUS’UN inanılmaz yüksek bilgileri de Şambala’dan ona verilmiştir. Biliyoruz ki o Hindistan’a ve Mısır’a gidip oralarda Şambala Rişilerinden ve Bilge-Filozoflarından çok özel eğitimler ve inisiyeler almıştı. Büyük Filostrat, “Tianlı Apollonius’sun Hayatı” kitabında Kappadokya’nın Tian Kasabasında doğan ve Pisagorcu olmaya karar veren Apollonius’un  Trans-Himalaya Bölgesine gidip Şambala Hocalarından olağanüstü Ezoterik bilgiler aldığını anlatıyor.  Aslında tüm eski Yunan Ezoterik Okullarının Yöneticileri (İyerofantları) bu “Beyaz Adayı” biliyorlardı, ama “Söz” (Logos veya Yüce Öğreti) her bir Okulun Büyük Başkanı (Maha Koganı) biliyordu ve o da sadece ölüm kapısına geldiğinde kendinin yerine geçen izleyiciye bu “Sözü” veriyordu.

Yüce PLATON da biliyordu Şambala hakkında, ama tüm İnisiyeler gibi susmaya söz vermişti ve kendisinin Ezoterik bilgilerinin Gerçek Kaynağını gizli tutmak zorunda idi. Bunun için bu konuya gelince, Platon imali konuşuyordu. Antik Çağın büyük Tarihçisi Herodot, Şambala Okullarının (Şambala’nın çeşitli zamanlarda Dünyadaki  çeşitli Kutsal Ezoterik Felsefe Okullarına sanskritçe – Aşram diyorlar) Misteriyaları (grekce, μυστιχος – mysteria – gizemli demektir; yani Misteriya – Gizemli Teoloji veya Felsefe Pratik Öğreti demektir)  hakkında büyük saygı ile konuşuyordu: “Bu gizemli Misteriyalar hakkında, bunların çoğunu bilmeme rağmen, ben derin bir şekilde susmak zorundayım”.

Bunun gibi eski Vedanta metinlerinden belli oluyor ki, Şvetadvipa - "Beyaz Ada" hakkında bilgiye sahip olan Sadece Pisagorus, Sokrates, Platon, Herodot değil, Homeros, Fales, Kral Periklos ve onun dostu ve danışmanı Yüce filozof Anaksagorus, derin bir filozof olan Büyük İskender, Aleksandriyalı Klimentos, Plotin, Proklus, Yamblikos gibi çok sayıda büyük Filozoflar kendi Yüce Ezoterik Bilgilerini Şambala’nın “Beyaz İnsanlarından” yani Bilge-Filozoflarından - Rişilerden alıyorlardı.

Büyük  Ressam, Gezgin, Filozof-Bilge – Prof. N.K.ROERICH (1874-1947) adı “ŞAMBALA” olan kitabında en eski zamanlardan bugüne kadar ve sonra da gelecek için de Şambala’nın anlamını, değerini ve önemini anlatırken şöyle diyor: “Çok eski Vedalar ve sonraki Puranalar ve çeşitli diğer edebiyat, gizemli “Şambala” sözünün Asya için olağanüstü önem taşıdığını gösteriyor. Asya’nın büyük merkezlerinde,  Mogolistan’ın Gobi çölünde Yüce Şambala hakkında veya Hintlilerin Kalapa’sı hakkında söz Büyük Geleceğin sembolü olarak sesleniyor.” “Şambala’nın hayati önemi” Doğu’nun Dünya için verilen  “en önemli haberidir”. “Eski metinlerde önceden söylenmiş,  Yeni Çağ hakkında, İnsanlığı kurtarmaya gelen Yüce AVATARLAR hakkında, kutsal şehir Kalapa hakkında, her yüzyılda bir kez Arhatların uyuyan insan Ruhunu uyandırma çabaları hakkında yönergeler vardır. Sanskritçe, Hindustanice, Çince, Türkçe, Kalmıkça, Moğolca, Tibetçe ve çok çeşitli diğer Asya dillerinde Gelecek hakkında aynı fikirler ortaya koyulmuştur” (Andrev Thomas. SHAMBHALA, OASIS DE LUMIERE. Paris, 1976. s.7. Yükarda adları geçen metinlere göre, insan Ruhunu uyandıran Işık Şambala'dan gelen Kültür Işığıdır. Şambala her insanın Yüreğine Ruhsal ve Tanrısal Işık veren ve tüm insanlığı Işık Yolunda Tanrısal Mükemmelliğe götüren Dünya'nın Kozmik Kültür Merkezidir.

VEDANTA VE YENİ ALTIN ÇAĞIN KÜLTÜRÜ

ARANYAKAPARVA (Mahabharata’nın 3. Orman Kitabı) şöyle söylüyor: “Ay, Güneş, Tişya ve Brihaspati (Jüpiter) zodiakın bir burcunda toplanacaklar ve o zaman tekrar Krita Yuga (Altın Çağ) Başlayacaktır. Saati gelecek: ve büyük güce, kudrete ve akla sahip olan Kalki Vişnuyaşas adını taşıyan İkidoğumlu (Ölümsüzlüğü kazandıran ikinci Ruhsal Doğumdur) ortaya çıkacak. O soylu bir brahmanlar ailesinde, Sambala köyünde Dünyaya gelecek. Dharma ile Zafer kazanan bu Kral Yüksek İktidarı alacak ve isyancı Dünya'ya  Barış getirecek, kırılışa ve yok oluşa son verecek ve tüm kötüleri yok edecek.” Hindistan’nın Ezoterik Metinleri, “Kali Yuga’nın” (Demir Çağı, Karanlık Çağ) sonunda arındırıcı felaketler ve savaşların sonunda “Satya Yuga” (Altın Çağ, Işık Çağı, Yürek Çağı) gelecek ve Yeni Dünya ve Yeni Kültür inşa edilecek diyorlar.

 Vişnu Purana (s.214) aynı şeyi söylüyor:  “İnsanlık kendinin yok oluşuna gelene kadar insan ırkının düşüşü devam edecektir. Karanlık Çağın sonu yaklaştığı zaman, Kendi Ruhsal Doğasında bulunan Tanrısal bir Varlık – sekiz doğaüstü niteliğe sahip olan Kalki Avatar, Dünyaya inecek. O Dünyada Adaleti düzenleyecek. Ne zaman Güneş, Ay, Tişya ve Jüpiter gezegeni - hepsi aynı Evde (Yengeç Zodiak Burcunda) toplandıkları zaman “Krita” veya “Satya” Çağı (yani Altın Çağı) başlayacaktır”.  

Başka bir eski Hindistan metni olan “Kalki Purana”, Kalki Avatarın  kaldırılmış sağ ön ayağı  Beyaz Atın üstünde, sağ elinde ise kuyrukluyıldıza benzeyen Kılıcı ile Dünyaya gelişini anlatıyor. (Beyaz Atın Ezoterik anlamı: Yüce Tanrısal Kozmik Enerji – Agni, ve o Enerjinin Kaynağıdır; sağ ön ayağı ise – o Agni Enerjisinin Sağ Spiralde (Spin, dönme) döndüğünü gösteren, Yücelten, Evrim Yolunda gitmeyi sağlayan Kozmik Enerjinin sembolüdür.) O Beyaz Atın sağ ayağı Toprağa indiği zaman Dünya titremeye başlayacak ve tüm kötülük böylece Dünya üstünden silinip yok olacak. “Kalki Puranada” Avatar nasıl geleceğini şöyle anlatıyor: “Ben Şambala’da ortaya çıkacağım. Ben Moru ve Devali Hocaları Dünyaya getireceğim. Ben Satya Yuga’yı (Altın Çağı) yaratacağım, ve Kali yılanını yok ederek Kendi Evime döneceğim”.

        Eski zamanların kehanetlerini anlatan J. Saint İler'in "Doğunun İşaretleri" kitabında, Kalki-Maitreya şöyle diyor: "Yedi Yıldızın İşaretleri ile açılacaktır Kapılar. Ateş içinde göreceksiniz Benim gönderdiklerimi. Kendi mutluluğunuzun işaretlerini toplayın." Gesser Han'ın Emri: "Benim çok hazinelerim var, ama ben bunları Kendi halkıma zaman geldiğinde vereceğim... Altın kum ve değerli taşları bulabilirsiniz. Ama gerçek zenginlik, zamanı geldiğinde sadece gönderdiğim  Kuzey Şambala'nın insanları ile gelecektir. Böyle söylenmiş." "Maitreya hızlı gelecektir. Maitreya'nın gelmesi savaşlardan sonra, diye söylenmiştir. Ama son savaşlar gerçek Öğreti için olacaktır. Şambala'ya karşı çıkan her kimse tüm işlerinde zarar görmüş olacaktır. Onun evini dalgalar alıp götürecek ve köpek bile onun çağrısına gelmeyecektir. Bulutları değil, şimşekleri görecektir o kendinin son gecesinde... Öğreti, Şambala'nın her bir askerinin yenilmez olacağından söz ediyor. Hükümdarın Kendisi acele ediyor ve O'nun bayrağı artık dağların üzerindedir."  "Kuzey Şambala geliyor. Biz korkuyu bilmeyiz. Biz sıkılmayız. Çok gözlü ve çok kollu (Tanrıça) Dukkar bize temiz düşünceler gönderiyor. Temiz düşüncelerle düşünün, aydın düşüncelerle düşünün." Maitreya diyor: "Öğreti Bodh Gaya'dan çıktı ve tekrar oraya dönecektir... Büyük ve küçük, her şey Öğreti ile dolacaktır. İddia ediyorum - Şambala yenilmez!." "Reddedenler mahkemeye ve yokoluşa verilecekler. Şambalaya karşı çıkanlar yok edilecekler." "Maitreya'nın bayrağın altında" Yeni Çağ ve Yeni Kültür kurulacaktır. İşte tüm bu eski metinlere göre Yeni Çağın Kültürünün Temelini oluşturan iki şey var; 1) Vedanta teorisi, 2) onun Pratik olarak günlük hayatta uygulaması olan Yoga. Yani insanlığa Ruhsal Evrim Yolunu gösteren Yüce Vedanta Öğretisi ve bu Ruhsal Evrim Yolunda insanlığın gelişmesini sağlayan Vedanta'nın Pratik uygulaması olan Yoga - Yeni Altın Çağın Kültürünün Temelleridir.


 

Copyright © 2004 - NV&V Hint Spiritüal Kültür ve Yoga Web Sitesi.

Tüm hakları saklıdır. Bu sitedeki eserlerin hiçbir parçası izinsiz olarak basılamaz, kopyalanamaz ve kullanılamaz.